• 19Kas

    Hayatın içerisinde ya da iş hayatındaki gerçeklerle yola çıkan, bu gerçekleri de süslemekten çok olduğu haliyle ve tüm açılardan ele alan kitapları okumak daha keyif veriyor. Bu kapsamda okuyup da inceleme yazmadığım kitaplar hakkında ayrıca yazılar yazmalıyım sanırım… Neyse, bu sefer Ortalamanın Sonu’ndan bahsedeyim.

    Ortalama değerler, genelleyici yargılar, sonrasında insanları prototipler ile karşılaştırarak değerlendirmek, günümüzde bilinçli kurumlar tarafından sorgulanan; bununla birlikte ölçüm aracı ve kriteri olarak sıklıkla kullanılmaya devam edilen kavramlar. İşte bu kitapta en başından itibaren tüm bu ortalama yaklaşımının anlamını sorguluyor. Çeşitli örnekler üzerinden bunu gerçekleştirirken kendi önermesini de ortaya koymayı ihmal etmiyor: İnsanları ortalama ile karşılaştırmak değil birey olarak ele almak; çeşitli özelliklerin de ortalamadan farkları üzerinden değil, kendi özgün yapıları içerisinde ve bir bağlam çerçevesinde ele alınması. Tabii bu konuyu insan kaynakları ve işe alım çerçevesinde işine yansıtacak birisi olarak özellikle bu bölümlere kitap içerisinde yapılan atıflardan ne kadar keyif aldığımı özellikle belirtmem gerekli.

    Bu kitabı alışılageldik değerlendirme tarzlarını sorgulayan herkese ve özellikle eğitimcilere tavsiye ediyorum.

  • 29Oca
    http://blogs-images.forbes.com/rogerdooley/files/2016/02/martin-lindstrom-feat.jpg?width=960

    Martin Lindstrom’un kitabını raflarda göreli ve peşinden orjinalini e-book olarak alalı epey zaman geçti ama kitabı okumayı yeni bitirebildim. Biraz iyi, biraz kayıp. Kayıp çünkü daha önceden buradaki yöntemi izlemeyi öğrenebilmiş olsaydım katma değeri olabilirdi. İyi çünkü bir önceki yazdığım gibi karakter üzerine odaklandığım günlerde karakter üzerine bir çözümleme metodu kazanmış oldum. Benzer odaklılığım geleneksel pazarlama yöntemlerini sorgulayan hatta aksini iddia eden kitaplar için de olması bu kitabın benim için cazipliğini arttırıcı bir unsur oldu.

    Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum çünkü anafikir olarak çıktığı “Büyük veri analizlerinin karşılamadığı yerleri küçük detaylara odaklanmak karşılayabilir.” savının gerekçelendirildiği deneyimler gerçekten enteresan. Bununla birlikte, Lindstrom’un kitap sonunda ortaya koyduğu metodolojiyi de yeni çalışma alanım olan karakter çerçevesinde tekrar başlıklar haline getirmek de keyifli oldu.

    Ancak bu metodolojiyi ortaya koyup kitaptaki bilgileri açık etmek yerine, Lindstrom’un yönteminin küçük yaşta kitabıyla tanıştığım andan itibaren hayranı olduğum Sherlock Holmes maceralarında Sherlock’un çözüm yöntemine benzer şekilde olduğunu belirterek ipucunu vereyim isterim. Lindstrom da kitabında izlediği sürecin bir dedektiflik işi olduğunu birden fazla yerde belirtiyor, ben de Lindstrom’un farklı sektörlerdeki “maceralarını” Sherlock Holmes çözümlemeleri kadar keyifli buldum. Ki bunların çok farklı şirketlerdeki çok farklı pazarlama problemlerini çözmüş olması da ayrıca keyifli.

    Kitabın savunduğu teze destek çıkmak, bilimsel çalışma karşısında alaylı bilgisini övmek gibi gözükmesin sakın. Çünkü belirttiğim gibi her ne kadar Lindstrom çok statik bir formüle bağlamak istemese de belirli bir metodolojisi olan, farklı deneyimlerle teyit edilen çalışmalar üzerinden derdini anlatıyor ki sadece farklı bir bakış açısı olması sebebiyle bile tavsiye edebileceğim bir kitapken, kanımca ismi çok geçen ancak ayrıntılarına girildiğinde uygulama planından ziyade teknik detaylara boğulduğunuz “büyük veri” kavramına sıkı bir eleştiri getirdiğini de tekrar vurgulamakta fayda var. Diğer ayrıntılar için Küçük Veri okunula, okutula..