• 31Oca

    14 yıldır sistem analizi fiilen yapıyorum ve muhtemelen daha uzun bir süredir de sistem yapıları konusunda fikir yürütüyorum. Bunun ve teknoloji merakımın beni sürüklediği yerler hep bir sistemin oluşturulması, iyileştirilmesi veya geliştirilmesine ilişkin yerler oldu. Bu anlamda da binlerce projenin içerisinde bulunduğumu söylersem abartmış olmam.

    Kendi kariyerim açısından da, işin işçiliğinden başlayıp süreç analistliği ve tasarımına geçen bir seyir izledim. Dolayısıyla kendimle ilgili anlatacaklarımın da, fiilen gerçekleştirilmiş ve çalışan projelerden çok ortaya atılan bir kavram, bunun etrafında yapılan projelerin seyrini takip etmek üzerine olacağını baştan belirteyim ki, yazıyı okuduktan sonra “Peki sen ne yaptın?” gibi olası yorum ve çıkışlara yanıtımı peşinen vereyim. Tabii bu dış pencereden bakma açısına geçmemin de bir sebebi var. Bu da, bugünlerde aklımda sıkça dönen iki kavram (Birisi işveren markası, diğeri oyunlaştırma – ama yazı içerisinde bu kavramların detaylarına girmeyeceğim.) ve onların etrafında yapılan projelerin durumuyla ilgili yaptığım tespitlerin, okuduğum bir kitapta önüme gelip duran matris tabanlı modellerle bir kesişim noktasını fark etmem ve bunu kaydetme isteğim oldu. Tabii bu tespitlerimin farklı konulardaki eğilim seyirleriyle paralellik gösteriyor olduğu da kişisel fikrim, artık modeli ortaya koyduktan sonraki geribildirimlere bakıp ona göre durumu değerlendirmek de aldığım yorumlar çerçevesinde yapmak istediğim bir iş.

    Bir kavram ilk ortaya atıldığı zaman ortaya çıkan çalışmaları bir emekçi olarak içi boş ve faydasız buluyordum ve bunların daha iyisini, ekibimle ve/veya kendi başıma çıkartabileceğimi görüyordum. Nitekim gelişim tamamlandığında gelinen nokta veya bir sonraki eğilim de öngördüğüm şekilde oluyor ancak bu dönemi paraya çeviren kesim de, şu veya bu şekilde projeleri yapmış kişi ve/veya kurumlar oluyordu. Diğer taraftan da, bu çıkan ürünlerden bir kısmı daha önce düşündüğüm ürünün birebir aynısı olabiliyor veya aklımdakinin sınırlı bir kısmına odaklanmış hem de son derece popüler hale gelmiş ürünler oluyordu. Sonuç olarak, bir projenin veya ürünün piyasadaki ömrünü etkileyen iki temel boyut, müşteri tarafından gördüğü ilgi ve gösterdiği işlev olduğunu söyleyebiliriz. Bunu da bir matris yapısı üzerinde gösterirsek, bu iki boyutun düşük ve yüksek olmasına bağlı dört farklı profille karşılaşırız:

    Proje/Ürünler İçin Piyasa-İşlev Matrisi

    Piyasası düşük ve işlevsel olmayan nice projelerim olmuştur. Belirli bir perspektiften bakarak geliştirilebilecek birçok ürün var ve çeşitli faydaların bu şekilde ortaya konması zor değil. Ancak projenin gerçekten işlevsel olup olmadığı, var olan bir ihtiyacı karşılama düzeyi ile çok ilgili olduğu da unutulmamalı. Elinizdeki projenin ne kadar iyi olduğunu düşünürseniz düşünün, belirli bir ihtiyacı karşılamıyor ya da yetersiz kalıyorsa olmamıştır, Ham Meyve gibidir. Şayet elimizdeki proje bu kıvamda gözüküyorsa yapılması gereken fayda-maliyet analizi ile projenin hangi yönde eksik kaldığını, ne şekilde dönüştürülür ya da geliştirilirse faydalı olacağını tespit etmektir. Projeyi yapan değil kullanan tarafta iseniz de yine geliştirme maliyetini kontrol edip çok yüksek maliyetler (buradaki maliyete alternatif olanları da dahil etmek faydalı olur.) söz konusu olduğu durumda farklı bir çözüm alternatifi arayışına girilmesi de söz konusu olabilir.

    Elbette ismi piyasada bilinmeyen ancak çözüm olarak işlevselliği yüksek projelerin varlığına da değinmek gerekir. Bu projeler de ya ismi bilindik muadilleri nedeniyle fazla yer bulamazlar ya da işlevlerini anlatamamış-insanlar anlamamış olabilir. Böyle İsimsiz Kahramanlar ile ilgili olarak da en muhtemel olasılık, projenin gerçek müşterilerine ulaşmasında yaşanan zorlukların aşılması ihtiyacıdır. Dolayısıyla bir piyasa analizi yapılmalı veya projenin getirileri tekrar ele alınmalıdır. Çeşitli örnekleri olan bir durum da, projenin veya ürünün öngörülen faydalarından düşük öneme sahip gözükeni piyasada daha fazla ses getirebilir ya da hiç beklenmeyen farklı bir tarafı insanların belki de tamamen farklı bir ihtiyacına yanıt verebilir. Bu gibi çözümlemelerin yapılmadığı bir durumda proje Ham Meyve durumuna geçebilir ya da üreten kişi için daha fenası, farklı şekilde ele alan başka birisi projeden iyi getiriler elde edebilir.

    Bazı projeler de, daha iyi alternatifleri ya da konuya ilişkin çok sınırlı çözüm getirdikleri halde piyasada çok tutarlar. Bu tür ürünler, özellikle üreticiler ya da işlev tutkunlarının en çok eleştirdikleri Şöhretli ürünlerdir. Popüler TV programları, tek albümlük şöhretlerden yola çıkıp isimlendirdiğim bu kategorideki projelerin desteklenmesi ya da daha geniş ihtiyaçlara yanıt verir hale gelmesi gerekir. Piyasada tutuluyor olmaları dolayısıyla bu tarz projeler daha geniş bir kesime yayılacağı için, kullanıcıların geribildirimlerinin sınıflanarak bu geribildirimlerden projenin ilerlemesi veya genişlemesi gereken alanların tespitiyle birlikte, bu sınıftan Şampiyon segmentine geçişi sağlamak zor olmayacaktır. Bu sınıfın bir başlangıç düzeyi olduğunu belirtmek gerekiyor. Ticari perspektifle bir konsept üzerine üretilen ilk ürünler çok müşteriye gidebilir ancak genellikle çözümledikleri alan sınırlı olacaktır. Dolayısıyla, doyuma ulaştığı noktada gelişmediği takdirde piyasayı Şampiyon projelere bırakması ya da popülerliğini yitirerek ham bir meyve olarak kalması sürpriz olmayacaktır.

    İdeal olan, piyasada tutunulan ve birçok konuya çözüm olabilecek bir ürünü veya projeyi kullanıyor olmaktır. Şampiyon bir proje veya ürün, alanındaki birçok öncü ve yeni özelliği barındırdığı için, etkili olduğu zaman geçip İsimsiz Kahraman haline geldiğinde bile deneyimleyen kişiye ne olduğunu gösterebilecek nitelikteki projelerdir. Genellikle alanlarında bir çağı kapatıp açacak derecede farklılık yaratacak projelerden bahsediyoruz, bu anlamda sınırlı sayıda olduklarını söyleyebiliriz ancak her konuyla ilgili de mutlaka en az bir örneği olduğunu da belirtmekte fayda var.

    Şimdi, bu yazı ve içeriği de bu kategorilerden hangisine girer endişem var ve daha endişelendiğim bir konu da buna benzer bir sınıflamanın daha önce yapılıp benim istem dışı bir intihale bulaşıp bulaşmayacağım. Dolayısıyla ya bu yazı yayınlandığında ya da sonrasında bununla ilgili de bir inceleme yaparak burada yazılanları pekiştirmek isterim.

     

    Permalink Filed under: Genel
    No Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir